Derin Ven Trombozu ve Önemi/Doç.Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Toplardamar pıhtılaşması veya diğer bilinen adıyla derin ven trombozu (DVT) oldukça ciddi bir hastalıktır. Son yıllarda, eskisine oranla daha artan oranda farkındalık yaratılan bu hastalık ile ilgili biraz bilgi vereyim.

Derin Ven Trombozu nedir?

Derin ven trombozu (DVT); derin toplardamarlar içerisinde kan pıhtılaşması ile karşımıza çıkan ve neden olabileceği akciğer embolisi (pulmoner emboli) nedeniyle de yüksek riskli bir hastalıktır.

DVT ile ilgili istatistikler ülkemizde hali hazırda mevcut değildir. Ancak, DVT’nin gözlenme oranları ile ilgili bilgi vermek gerekirse; her 1000 yetişkinden birisinde gözlenir diyebiliriz. Bu oran, özellikle 45 yaş üzerinde belirgin şekilde artmaktadır. DVT oluşum açısından, cinsiyet farkı göstermese de erkeklerde kadınlara göre biraz daha fazla oranda gözlenmektedir.

DVT karşımıza toplardamar pıhtılaşması veya akciğer embolisi (pulmoner emboli) olarak çıkar. Uzun dönemde neden olduğu post-trombotik sendrom hastanın günlük yaşam kalitesini ciddi anlamda etkilemektedir.

Toplardamar pıhtılaşmasının karşımıza çıkan bir diğer şekli ise; akciğer embolisi (pulmoner emboli) dir. Çoğunlukla hastanede yatan hastalar arasında gördüğümüz bu durum özellikle ileri yaştaki hastalar için oldukça yüksek riskli bir durumdur. Akciğer embolisi teşhisi konulan hastaların yaklaşık %10’u ilk bir ay içerisinde kaybedilmektedir.

Derin Ven Trombozu açısından kimler risk altındadır?

DVT açısından, hemen her hastalıkta olduğu gibi, belli gruplar yüksek riskli olarak değerlendirilir. Bunlar arasında;

  1. Genetik (kalıtsal) geçişli kanama ve pıhtılaşma bozuklukları,
  2. Yatalak olma veya yatağa bağımlılık hali,
  3. Ameliyat veya cerrahi girişimler, kazalar,
  4. Gebelik,
  5. Doğum kontrol hapları veya hormon tedavisi,
  6. Obezite (şişmanlık),
  7. Sigara tüketimi,
  8. Kanser,
  9. Bazı ilaçlar,
  10. Daha önceden DVT geçirmek,
  11. Yaşlılık bulunmaktadır.


Derin Ven Trombozu nasıl teşhis edilir?

Aniden karşımıza çıkan ağrılı ve şiş bacak durumlarında DVT’den mutlaka şüphelenilmelidir. Toplardamar pıhtılaşması yönünden araştırılma yapılmalıdır.

Fizik muayene sırasında saptanan şiş ve ağrılı bacağın ayırıcı tanısı için; venöz doppler ultrasonografi (Doppler ultrasonografi, renkli doppler) yapılmalıdır. Yatak başında hızlı bir şekilde yapılan bu yöntemde toplardamar pıhtılaşması teşhisi kolaylıkla konur. Ancak, teşhisin konulamadığı veya daha detaylı bilgiye gereksinim duyulduğunda ise venografi incelemesi gerekebilir. Venografi amacı ile sıklıkla, bilgisayarlı tomografi venografisi (BT venografi) veya manyetik rezonans venografisi (MR venografi) kullanılmaktadır.

Derin Ven Trombozu belirti ve bulguları nelerdir?

Derin ven trombozu hastalığında karşımıza çıkan belirti ve bulguları önem sırasına göre sıralayacak olursam;

  1. Bacak ağrısı,
  2. Bacak şişmesi,
  3. Hassasiyet,
  4. Ateş ve kırıklık
  5. Bacakta renk değişimi ve morarma bulunmaktadır.

Yaşamı tehlikeye sokan veya yaşam kalitesini uzun dönemde olumsuz şekilde etkileyen derin ven trombozunun erken teşhisi, doğru ve etkili tedavinin yapılabilmesi açısından çok önemlidir. Derin ven trombozunun önlenebilen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır.

Akciğer embolisi ile de karşımıza çıkabilen derin ven trombozu durumunda ise;

  1. Öksürük,
  2. Nefes darlığı,
  3. Kanlı balgam,
  4. Tansiyon düşmesi,
  5. Morarma,
  6. Göğüs ağrısı gözlenmektedir.


Derin Ven Trombozu tedavi seçenekleri nelerdir?

Derin ven trombozu tedavisinin temelini kan sulandırıcı ve pıhtı eritici ilaçlar oluşturmaktadır. Kan sulandırıcı ilaçlar arasında, heparin ve türevleri oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Heparin tedavisi için klasik ve düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) tercih edilmektedir.

Heparin kullanımını sırasında ve sonrasında ise; ağızdan alınan kan sulandırıcılar, ki bunların arasında en eskisi Kumadin (Coumadin, Warfarin) en sık kullanılandır. Son yıllarda, kullanıma giren diğer bir grup ilaç ise; yeni nesil oral antikoagülanlardır (YOAK).

Çok şiddetli veya akciğer embolisi ile daha riskli hale gelmiş derin ven trombozu hastalarında; pıhtı eritici ilaçların önemli bir yeri mevcuttur. Özellikle, son yıllarda gelişen minimal invaziv endovasküler tedavi yöntemleri sayesinde kullanılan ilaçların doz miktarlarının eskiye göre daha da azalmış olması, bu ilaçların artan oranda kullanımını ve tedavi adına daha başarılı sonuçlar elde etmemizi sağlamıştır.

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu (mehmetergenoglu.com)

Bu konu ile iligili daha ayrıntılı bilgi için; http://mehmetergenoglu.com/derin-ven-trombozu-ne-demek/

Bu Yazıyı Paylaş

Yorum Yaz