Memede Kistik Değişiklikler

Prof. Dr. Erdoğan Sözüer
Genel Cerrahi Uzmanı
http://www.sozuer.com/hastalikoku.aspx?hasta_id=48

Fibrokistik hastalık
Yakın zamanlarda sadece fibrokistik hastalık değil memede meydana gelen kistik değişiklikler terimi daha sık kullanılmaya başlanmıştır. Fibrokistik değişimler 30 – 50 yaş arasındaki kadınlarda görülen kitlelerin en yaygın nedenidir. Çünkü neredeyse her iki kadından birinde görülmektedir. Dolayısı ile hastalık olarak değerlendirilmekten ziyade memede meydana gelen fibrokistik değişiklikleri ifade etmektedir. Genel olarak doğurganlık çağındaki kadınlarda rastlanır.
Fibrokistik değişim olan kadınlar tipik olarak periodik meme ağrıları yaşarlar, çünkü bu durum meme dokusunun vücuttaki aylık östrojen ve progesteron hormon değişimleri ile (kadınlık hormonları) direkt olarak ilişkilidir. Her adet döneminde hormonal uyarımlar meme bezlerinin ve süt kanallarının büyüyüp genişlemesine neden olur, bunun sonucunda memede ödem, şişkinlik, hassasiyet, ağrı hissedilebilir ve ele kitleler gelebilir. Adet bittikten sonra şişkinlik durumu da sona erer. Fibrokistik değişim semptomları menopozdan sonra genellikle sona ermekle beraber, kadının menopoz şikayetlerini gidermek için, hormonu yerine koyma tedavisi görmesi durumunda devam edebilir.
 
Fibrokistik değişikliklerde memede neler olmaktadır?
–         Kistler (içi sıvı dolu keseler)
–         Fibrozis (meme dokusu olmayan sert, kalın, lastik kıvamında dokuların gelişmesi)
–         Şişlik veya kitleler
–         Hassasiyet
–         Ağrı
Bu hastalıkta oluşan kistik oluşumlar kanser öncüsü olarak kabul edilmemektedir, yani bu dokular meme kanserine dönüşmezler. Ancak bazı özel tipleri, örneğin epitelyal hiperplazi veya atipik hiperplazi bileşenleri varsa (patolojik değerlendirme sonucu anlaşılabilir), hastada kanser gelişme riski normal kadınlara oranla daha yüksektir ve hastanın dikkatli izlenmesi gerekir. Fibrokistik hastalıkta zaman zaman ele gelen bu kistlerin bazısı çok sert olur veya başka değişikliklere uğrayarak kanseri çağrıştırır. Bu durumda cerrahi biyopsi yapmak gerekir. Ancak patolojik tetkik ile kitlenin kanser olmadığı ortaya konabilir.
Kahve, çay ve çikolata, yağlı gıda tüketiminin memelerdeki bu yakınmaları arttırdığı bazı hastalar tarafından gözlenmiştir. Yapılan bilimsel çalışmalarda, bu gıdalarla fibrokistlerin ilişkisi kesin olarak doğrulanamamıştır. Yine de bazı hekimler, fibrokistik değişikliklere bağlı ağrıları olan hastalarda bu yiyecek ve içecekleri kesmektedir. Faydası kişiden kişiye göre değişmektedir.
Periyod sonu ve mensturasyon öncesi memelerdeki şişmeye (ödem) bağlı yakınmalar arttığı için bazı hekimler hastanın tuz tüketimini kısıtlarlar. Hatta idrar söktürücü (diüretik) ilaçlar da kullanılmaktadır. Bu uygulamaların da tam olarak bilimsel desteği kanıtlanamamıştır.
Bu amaçla vitaminler (vitamin E, vitamin B6) kullanılmış ancak başarılı sonuçlar elde edilememiştir. Üstelik uzun süre yüksek doz vitamin alımının da yan etkileri vardır. Doğum kontrol haplarının kullanımında da bir yarar görülmemiştir. Hastalara sürekli sütyen kullanmaları önerilebilir. Hatta göğüsleri daha yukarıda tutan sütyenler önerilir. Böylece memedeki gerilim hissi azaltılabilir. Tüm bu uygulamaların tedavi edici özelliği yoktur ancak hastanın yakınmalarını azaltabilir.
Fibrokistik hastalıkta maalesef kullanılabilecek ilaç sayısı da çok kısıtlıdır. Bunların bazıları hormonlar üzerinden etkili olan ilaçlardır (bromokriptin, danazol). Bazı yan tesirleri de olan bu ilaçların hastalar tarafından zor tolere edildiklerini biliyoruz. Diğer taraftan daha çok bitki ekstresi şeklinde hazırlanmış ve hormonal denge üzerinde yan etkisi olmayan ilaçlar da kullanılabilir.
Ancak teorik faydaları ne olursa olsun pratik uygulamadaki gerçek şudur. Maalesef bu ilaçlar istenilen sonuçları vermekten çok uzaktır. Hasta 6 ay ilaç kullanıyor. Belki ilaç aldığı süre boyunca biraz rahatlar gibi oluyor. Ama sonra yine başa dönülüyor. Keşke bu ilaçlar faydalı olsalar. Hastaların şikâyetleri geri dönmemek üzere bitse. Bizde hastalara devamlı ‘bu kitleler önemli değil, rahat ol, bakın kanser olmadığı da anlaşıldı kistmiş, 3 ayda bir 6 ayda bir yine bekliyorum’ gibi doğru ama hastayı pek te tatmin etmeyen söylemlerde bulunmasak. Çünkü ne kadar anlatırsam anlatayım hastalarımın yüz ifadesinden ve gözlerinden bu fibrokist, fibroadenom konusunda sanki çok tatmin olmadıklarını hissettiğimi itiraf etmek istiyorum. Ancak bu günkü bilgilerimiz ışığında başkada yapacak bir şeyimiz yok. Hasta bu durumu kabullenecek ve göğüsleriyle barışık şekilde yaşamına devam edecek….

Bu Yazıyı Paylaş

Yorum Yaz