Tiroidde Neştersiz Tedavi

Dünya üzerinde ve ülkemizde tiroid bezinde nodüller çok sık görülüyor. Bazen tek, bazen birkaç adet bazense çok sayıda bulunan bu nodüller, tiroid bezini büyüttüğü zaman guatr adı verilen hastalık ortaya çıkıyor. Küçük nodüller herhangi bir yakınmaya yol açmazken, nodüller belli bir büyüklüğün üzerine ulaştığında ve bezi büyüttüğünde bir takım sorunlara yol açabiliyor.

Yeditepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Başar Sarıkaya ile tiroid nodüllerinde radyolojik yaklaşımları ve tedavide neler yapılması gerektiğini konuştuk.

Tiroid bezi içinde yer kaplayan her oluşuma nodül adı verildiğini söyleyen Dr. Sarıkaya, büyük kısmı iyi huylu olan bu nodüllerle kötü huylu yani kanserli nodüllerin ayrılması gerektiğini söyleyerek bunun da ancak iğne biyopsisi ile mümkün olabileceğini belirtti. “İnce iğne aspirasyon biyopsisini ultrasonografi kılavuzluğunda ve lokal anestezi altında yapıyoruz” diye ifade eden Dr. Sarıkaya “diğer tüm girişimsel radyolojik işlemlere olduğu gibi genel sterilite kuralları olmazsa olmazlardandır. Ayrıca patoloji uzmanının da ortamda hazır bulunmasını istiyoruz” şeklinde devam eden Dr. Sarıkaya “Bu sayede alınan materyalin tanı açısından yeterli olmasını da garanti edebiliyoruz” dedi.

Nodül kötü huylu veya kanserliyse ameliyatın şu an için en iyi seçenek olduğunu dile getiren Dr. Sarıkaya, iyi huylu ancak büyüklükleri nedeniyle bir takım sorunlara yol açan nodüllerde ise iğne ile ablasyon tedavilerinin günümüzde ameliyattan önce düşünülmesi gerektiğini söyledi.

“Bugün için pek çok uluslararası endokrinoloji derneği ablasyon tedavilerini gündemine almıştır ve bazıları ablasyon tedavilerinin kesinlikle ameliyattan önce düşünülmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir” diye ifade eden Sarıkaya, bu tedavinin tüm nodüller için gerekmediğini, ancak ağrı, takılma hissi, dolgunluk, nefes darlığı, yutma zorluğu ve ses kısıklığı gibi şikayetlere neden olan veya hastayı kozmetik olarak rahatsız eden nodüllerde başarı ile uygulandığını kaydetti. Günübirlik gerçekleştirilen tedavi işleminde hasta genel anestezi almıyor. İşlem sırasında uyanık ve bilinci açık hastayla gerektiğinde konuşabildiklerini söyleyen Dr. Sarıkaya sedasyon ve lokal anestezi ile hastanın ağrı veya acı duymadığını belirtti. Tedaviden sonra küçülmeye başlayan nodülde işlemin başarılı olması halinde nodülün küçülmeye devam etmesi bir yıl sürebiliyor ve sonrasında tekrar büyüme izlenmiyor. Duruma göre birden fazla nodüle aynı seansta müdahale edilebildiğini söyleyen Dr. Sarıkaya bazı durumlarda ise tedavinin birkaç seans halinde planlanabileceğini vurguladı. Ameliyata kıyasla en büyük avantajının hastanın normal yaşama ve işe kısa süre içinde dönebilmesi olduğunu belirtirken, ameliyatta ve halk arasında atom tedavisi adı verilen radyoaktif iyot tedavisinde görülen tiroid hormon düşüklüğünün (hipotiroidi) bu tedavide olmadığını söyledi. “Geçici ve kalıcı ses kısıklığı ameliyatlarda görülebilen bir durumken, geçici ses kısıklığı bu tedavide çok nadir, kalıcı ses kısıklığı ise henüz bildirilmedi” dedi. Bölgemizde komşu ülkelerde uygulanmasına henüz başlanmadığı için, yalnızca yurtiçinden değil yurt dışından hastaların da başvurduğunu söyleyen Sarıkaya, sonuçların yüz güldürücü olduğunu ve önümüzdeki yıllarda bu tedavinin çok daha sık ve daha geniş bir endikasyonda uygulanacağını ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş

Yorum Yaz