Bebekte İşitme Sorunları

Türkiye`de her bin çocuktan 5`inde işitme sorunu görülüyor. Yeni doğan bebeklerde işitme kaybının en geç altı aylığa kadar tespit edilmesi ve işitme cihazıyla erken girişim , çocuğun konuşma ve lisan gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Küçük çocuklar ve bebekler duyma ile ilgili sorunlarını anlatamadıklarından bu yaş grubunda işitme kayıpları genellikle fark edilmiyor. Önlem alınmayan işitme kayıpları çocukların konuşmalarında gecikme yaratmanın yanı sıra sosyal ve duygusal problemlere yol açıyor.

Acıbadem Hastanesi Bakırköy ve Kadıköy Odyoloji Uzmanı Bengi Fişek “İşitme kaybının erken dönemde tespit edilip , erken girişimle rehabilitasyonu sonucu , çocukların konuşma , lisan ve bilişsel yetenekleri ile kişisel ve sosyal yeteneklerinin daha iyi geliştiği araştırmalarla saptanmıştır. İşitme kaybının erken belirlenmesi için tasarlanan işitme taraması programları bu açıdan çok önemlidir.”

Tarama programlarında Otoakustik Emisyon ve ABR testleri kullanılmaktadır .ABR ( Auditory Brainstem Response : İşitsel Beyinsapı Davranımı ) elektrofizyolojik bir ölçüm yöntemidir . Odyolojik ve nörolojik tanıda yaygın olarak kullanılan en güvenilir metotlardan birisidir . Bengi Fişek ABR uygulaması konusunda şunları söylüyor: “Bu yöntemde , işitme sinirinden beyin sapı yollarına kadar uzanan bölgede , kulaklıklardan verilen işitsel uyarana karşı elde edilen elektriksel aktivitenin kaydı yapılır . Bu kaydın yapılabilmesi için , başa , yapışkan bantlarla veya suda çözülebilen pasta ile , elektrotlar yapıştırılır . Elektrotlar yapışma yoluyla yerleştirildikleri için acıtmazlar , testten sonra da kolayca çıkarılabilirler . Kulaklıklar takılarak , hastaya işitsel uyaran gönderilir. Bu uyarana cevap olarak aldığımız elektriksel dalga boyları ABR dir . ABR` nin varlığı sesin algılanmasının göstergesidir.”

İşitmenin çocuğun hayatındaki önemi
Erken dönemde işitme kaybı belirlenen çocuklar , uygun işitme cihazı ve yoğun eğitimle konuşmayı öğrenebildikleri gibi , normal işitenlerle aynı okula gidebiliyor ve sosyal yaşamda kendi başlarına yerlerini alabiliyor. Bengi Fişek, ” Bebeğin veya çocuğun küçük olması nedeniyle güvenilir davranışsal işitme eşikleri elde edilene kadar beklenilmesi ve böylece de işitme cihazı kullanımını ertelemek artık kabul edilebilir bir davranış biçimi değildir.” diyerek şöyle devam ediyor: “Tarama programlarının ve dolayısıyla bu programda kullanılan Otoakustik Emisyon ve ABR testlerinin sayesinde ; bebeğin birtakım seslere tepkisi olduğu için ailelerin fark etmekte zorlanabileceği çok hafif , hafif ve orta derecedeki işitme kayıpları saptanabilmektedir . Tarama testlerinden geçmeyen hafif derecedeki işitme kayıplı çocuklar , konuşma çağına geldiğinde , yaşıtlarının konuşma düzeyine erişemeyince , aileler farkına varmakta , bu da çocuğun lisan ve
konuşma gelişiminde 3- 4 , hatta bazen 7- 8 senelik bir kayıp oluşturmaktadır . Bazen de konuşması geciken çocukların aile hikayelerinde geç konuşanlar olduğu söylenip, çocuğun konuşmasını bekleyinceye kadar, olası bir işitme kaybının belirlenmesi geciktirilmektedir.” İşte bütün bu nedenlerden dolayı Dünya Sağlık Teşkilatı işitme taraması testlerinin yaygınlaştırılmasına çalışıyor. Konuşma ve lisan gelişimi açısından hayatın birinci yılı çok önemli. Tespit edilmediği takdirde, hafif derecedeki işitme kaybı veya tek bir kulaktaki işitme kaybı bile çok ciddi sonuçlara yol açıyor. Araştırmalara göre, tek kulağında işitme kaybı olan çocuklar, normal işiten yaşıtlarına göre , 10 misli daha fazla akademik başarısızlık gösteriyor ve okul hayatında en az 1 sene geride kalıyor.
Kimler risk altında?
İşitme testi uygulaması özellikle bazı özel durumlarda kesinlikle gerekiyor.

Bengi Fişek risk faktörlerini şöyle sıralıyor:

• Bebeğin 48 saat veya daha fazla Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalması
• Herhangi bir sendrom bulgusu veya tanısı
• İşitme kaybının ailesel hikayesi
• Kulak kepçesi veya kulak kanalının yapısal bozuklukları
• Hamilelik sırasında anneden geçen bir takım enfeksiyonlar
• Doğumdan sonra geçirilen bazı enfeksiyonlar
• Yüksek billirubin değerleri ( Yenidoğan sarılık değerlerinin yüksek olması )
• Nörodejeneratif hastalıklar ( Sinir sisteminin birtakım rahatsızlıkları )
• Kafa travması

Nasıl uygulanıyor?

ABR yeni doğanların işitme taramasında, işitme kaybı olduğu belirlenen bebeklerin / çocukların işitme eşiklerinin belirlenmesinde, bebek / çocuk ve yetişkinlerde , 8. sinir ( işitme siniri ) ve işitsel beyin sapındaki problemin yerini belirlemede kullanılıyor. Uygulaması kolay ve hiçbir şekilde katılım gerektirmeyen bu yöntemde , bebeğin sakin ve hareketsiz olması önem taşıyor. Bengi Fişek nedenini şöyle açıklıyor: “Vücut hareketlerine bağlı ortaya çıkan kasların elektriksel hareketleri, bizim ölçmek istediğimiz elektriksel aktiviteleri engelleyebilir . Etkileşimi , ölçüm hassasiyetini azaltabilir , hatta engelleyebilir. Bebek / çocuklarda , test edilecek çocuğun çok hafif bir ilaçla ağızdan veya damar yolundan uyutulması uygundur .Riskli bebek grubunda en az üç yaşına kadar , her 3 – 6 ayda bir test önerilmektedir . Çocuğun risk altında olup olmadığı da hamilelik , doğum ve aile hikayelerinden belirlenir . İstatistiklere göre , yeni doğanların % 5 – 10 u ilerleyen veya geç dönemde ortaya çıkabilecek işitme kaybı için risk faktörü taşımaktadır . Bu noktada ABR ( BERA ) testinin deneyimli bir uzman tarafından yapılması gerektiğini de belirtmek yerinde olur . Özellikle çocukların geleceğini ilgilendiren bir sonuca varmak için, yetkin olmayan kişilerin test sonuçlarını yorumlamaları uygun değildir.”

Yetişkinlerde de ABR kullanılıyor ABR sadece bebek ve çocuklarda değil yetişkinlerde de kullanılıyor. Yetişkinlerde hastanın uyutulmasına gerek yok. Bengi Fişek, ABR gereken durumları şöyle açıklıyor:

• Metabolik bozukluklarda beyin sapı fonksiyonlarının değerlendirilmesinde
• Beyin sapına bası yapan bir lezyonun ameliyatla çıkarılmasından sonra , beyin sapı fonksiyonlarının değerlendirilmesinde
• İncelemede fark edilen , ancak CT veya MRI da görülen lezyonlarla açıklanamayan nörolojik bozuklukların tespitinde
• Multiple skleroz gibi beyin sapını etkileyen dejeneratif hastalıkların tanı ve takibi

Daha fazla bilgi için : Alo Acıbadem : (212/216) 544 44 44

Bu Yazıyı Paylaş

Yorum Yaz